Hakkımda

Fotoğrafım
İstanbul, Turkey
Kimdir Bahreyn? Bahreyn, Hayatı fotograf karelerine benzeten,hissettiren bir fotograf olabilmeyi arzu eden, ışığın muhteşem imzalar atışını vizörden keyifle seyreden ve gözlerini kadraj gibi kullanmayı alışkanlık haline getirmiş biridir.. Fotograf makinasını eline aldıgı o ilk gün aşık olmuş ve bir daha elinden düşürmemiş biridir.. En sevdigi ses Canon olsun Nikon olsun farketmez büyülü bir an yakalayıp denklanşöre basıtığında duyduğu click sesidir...

28 Şubat 2012 Salı

Mesih Paşa camii

   

       Fotoğrafsız günleri sevemiyorum, genelde ışığın olmadıgı günler oluyor, ışık olmayınca hemen bitsin gitsin istiyorum o gün, ama ışık güzelse hiç bitmesin istiyorum geç saatlere kadar fotoğraflıyorum, üşüsemde, sıcaktan bayılsamda yeter ki ışık olsun azıcık bile olsa ışık...

        Lütfen hemen yaz gelsin havalar ısınsın ve bol ışıklı günler görelim...

   Fotoğraflı günlerimden birinde çekmiştim mimar sinanın enfes eserlerinden biri küçük bir camii ama kesinlikle fotograflanması gereken bir eser Mesih Paşa camiinden bahsediyorum, ilk kare kadınlar bölümünden,


                                             İşte o güzel pencereler ve zemindeki kırmızı halı

                                               Camiinin iç mekan  pencere önü detayları

                        

Dış mekan kapılar pencereler özel ilgi alanım bulmuşken kaçırmamak lazım


                               Ve tatlı misafirlerim abla fotoğraf mı çekiyorsun bizi de çeker misin?


                                      Çocukluk başka birşey hepsine teşekkür ederim buradan :)

25 Şubat 2012 Cumartesi

Fotoğraf hikayem...

    
       Yok ki bir sesi, bir notası içimdeki şarkının, öyle içimden geldiği gibi, seni sevmek gibi...
Kokusunu duyuyorum seni terkettiğim gecenin, ellerimde kırılgan çocukluğum, o kapıdan son kez çıkıp gidişimin tıkırtıları var  hala kulaklarımda... Soluğum yetmiyor bana, bu hüzünlü şarkıyı söylemeyeyim artık ne olur, içine düştüğüm kuyuda ışığı görebilmeyi düşünmüyorum inan hiç, senin olmadığın bir aydınlığım hiç olmayacak bunu da biliyorum, olmayacagını bile bile çıkıp gittim o kapıdan çaresiz, tükenmişliğime bir nefes ara verebileyim diye çıkıp gittim o kapıdan inan bana, merdivenlerini indim hemde ikişer, üçer, hemde koşar adım çıkıp gittim o kapıdan sırf daha hızlı bitip gitsin diye, sevdiğini bile bile, ardımdan bakarken parçalandığını hissede hissede...
Küstüm kendime ve herşeye, senin göremediğin bir yüzle bakamadım bir daha aynalara, hangi kıvılcımın parmak ucundasın bilmiyorum, gözlerine başka gözler değdi mi? gönlümü kavuran gidşim miydi yoksa yenik düşüşün mü kendi gönlüne bile...

    Yok ki bir sesi, ben seni terkettiğimin sesini dillendiriyorum sadece, nağmeleri içimi deliyor, içim deliriyor olmayan notaları kemirdikçe mızrabım, ben her dokunuşta sana dönüşümü seyrediyorum,
senden gidemeyişlerimi seyrediyorum...

2 Şubat 2012 Perşembe

Sıcacık keyifler...

           Kışın sıcacıktır hayaller herkes sıcacık bir yerde olamasada, bazıları sıcacık bir yuva bulduğu halde bunasada sıcacıktır, kimse soğuk hayaller kurmaz ki kışın; soba arkası,  çıtır çıtır, sıcacık, mis kokulu simitler... sıcacık tavşan kanı çaylar... herşey sıcacıktır.. Havanın renginden mi kasvetinden mi bilinmez herkes kendini kabuğuna çeker, öylece seyreder dış dünyayı yada bazen onu bile yapmak istemez...

     Bahar gelince taptaze yeniden canlanmak için,  geçen yıllardan daha farklı bir enerjiyle gizlendiğimiz köşelerden çıkacagımız, esintili bir bahar gününü bekleriz sanki... Herkes için bir içine kapanış kendine dönüş, kendinle dönüş gibidir kış, iyi gelir..  Uzun, up uzun kış akşamlarında miss kokulu sahlep tadındadır muhabbetler de yalnızlılar da, hafif bir müzik eşliğinde uzun zamandır bitiremediğin kitabı çekip raftan satır aralarında kaybolmak için ne vazgeçilmezdir kış...


     
        Bu akşam kendime verdiğim en tatlı ödül sanırım buydu, sıcacık yuvamda mis kokulu sahlebim
ve uzun zamandır bitirilmeyi bekleyen kitabım :)

       

1 Şubat 2012 Çarşamba

Fotoğraf hikayem...





Devamlı kemiklerini sızlatıyor ayrılık,
İnceden acılar sarıyor bedenini hadi itiraf et...
Son günlerde mutsuz ve bir hayli huzursuz..
Kimselerin seni bulamayacağı bir köşeye kaçıp saklanmak istiyorsun...
Kahretsin, hava ölesiye karanlık...
Herkes bu kadar gülünecek şeyi nereden buluyor Allah aşkına?
Deliler gibi eğleniyorlar, içlerinde ağlayan çocuğu susturmaya çalışırcasına...
Hadi bu sefer doğruyu söyle...
Kendini küçücük bir pakette, kimsecikler görmeden bir çöp kutusuna atıp sessizce,
İlerlemek istiyorsun...
Kaçırıdığın gözlerin eleveriyor seni,
Saklayabildiiğini sanıyorsun ama aldanıyorsun, deli gibi aldanıyorsun..
 
 
link sizi tatlı bir müzige götürecek ... :)