HİKAYELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HİKAYELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ocak 2014 Pazar

İstanbulda Sonbahar

Hep çok sevdim teomanın istanbulda sonbahar şarkısını

Öper beni annem..
Yanaklarımdan...
Güzel bir rüyada..
 Sanki sanki sevdiklerim hayattalarken hala......

     Küçüktüm ben ayağımda bir nasır, önceleri küçüktü aldırış etmemiştim, derken yavaş yavaş büyüdü, önce ayakkabım acıtmaya başladı sonra yürürken çarptığım herşey, korkar oldum densizin biri gelip üstüne basacak acıdan zıplayacağım diye...

       Canıma tak dedi bir gün ilaç alıp sürdüm agrısız acısız geçer sanıyorum meger ne menem birşey imiş  ilaç sadece yumuşattı bir iğne alıp elime temizledim güzelce, son bir parça kalmıştı tutup çektim son bir hamle ile canım nasıl acıdı anlatamam ama bitti gitti işte, artık acımıyor ayağım.. ve korkmuyorum insanlarla yanyana yürümekten...
   
         Bazı şeyler nasırlaşıyor hayatta, can yakıyor üzüyor, kendi canın kanın ama söküp atmadan rahat vermiyor sızlıyor... Dinmiyor..   Artık daha büyük ve sancılı nasırlarım var çocuklugumdaki gibi değil bakışlarım bile

9 Mart 2012 Cuma

Fotoğraf hikayem...

       Ben küçüktüm, ellerim yumuk yumuktu daha, sevdiğim meyvelerin tadı damagımda, neden bilmiyorum tulumba tatlısının bile daha bir başka tadı vardı... Uçurtmalar uçurur portakal bahçelerinde piknik yapardık...  portakal kokardı o zamanlar dünyam...

       Birgün annem, ablamla benim elimden tuttu ve çıktık evden usulca yürüdük sokaklardan, caddede adını bilmediğim eski bir  dükkana girdik, annemin tatlı sesleri hala kulağımda, Üzerimizde annemin diktiği elbiseler, ablamın elinden tutup yan odaya geçtim, en az hayallerim kadar renkli cıvıl cıvıl  kırmızı bir fonun önünde durup neler oldugunu anlamaya çalıştım sadece, adını bile bilmediğim bir makinaya doğru bakmamı istedi fotoğrafçı amca, baktım bende dimdik durup omuzlarımı kaldırdım, hiç kırpmadım gözlerimi aynen amcanın dediği gibi...

O an yüzümde patlayan ışıkla fotoğrafa aydınlandı dünyam... Küçüklüğümün yegane fotoğrafını hep sakladım, ellerimdeki fotoğraf kağıdına sadece bir an'ı hapsedilmiş çocukluğumu hayranlıkla seyrettim...

25 Şubat 2012 Cumartesi

Fotoğraf hikayem...

    
       Yok ki bir sesi, bir notası içimdeki şarkının, öyle içimden geldiği gibi, seni sevmek gibi...
Kokusunu duyuyorum seni terkettiğim gecenin, ellerimde kırılgan çocukluğum, o kapıdan son kez çıkıp gidişimin tıkırtıları var  hala kulaklarımda... Soluğum yetmiyor bana, bu hüzünlü şarkıyı söylemeyeyim artık ne olur, içine düştüğüm kuyuda ışığı görebilmeyi düşünmüyorum inan hiç, senin olmadığın bir aydınlığım hiç olmayacak bunu da biliyorum, olmayacagını bile bile çıkıp gittim o kapıdan çaresiz, tükenmişliğime bir nefes ara verebileyim diye çıkıp gittim o kapıdan inan bana, merdivenlerini indim hemde ikişer, üçer, hemde koşar adım çıkıp gittim o kapıdan sırf daha hızlı bitip gitsin diye, sevdiğini bile bile, ardımdan bakarken parçalandığını hissede hissede...
Küstüm kendime ve herşeye, senin göremediğin bir yüzle bakamadım bir daha aynalara, hangi kıvılcımın parmak ucundasın bilmiyorum, gözlerine başka gözler değdi mi? gönlümü kavuran gidşim miydi yoksa yenik düşüşün mü kendi gönlüne bile...

    Yok ki bir sesi, ben seni terkettiğimin sesini dillendiriyorum sadece, nağmeleri içimi deliyor, içim deliriyor olmayan notaları kemirdikçe mızrabım, ben her dokunuşta sana dönüşümü seyrediyorum,
senden gidemeyişlerimi seyrediyorum...

2 Şubat 2012 Perşembe

Sıcacık keyifler...

           Kışın sıcacıktır hayaller herkes sıcacık bir yerde olamasada, bazıları sıcacık bir yuva bulduğu halde bunasada sıcacıktır, kimse soğuk hayaller kurmaz ki kışın; soba arkası,  çıtır çıtır, sıcacık, mis kokulu simitler... sıcacık tavşan kanı çaylar... herşey sıcacıktır.. Havanın renginden mi kasvetinden mi bilinmez herkes kendini kabuğuna çeker, öylece seyreder dış dünyayı yada bazen onu bile yapmak istemez...

     Bahar gelince taptaze yeniden canlanmak için,  geçen yıllardan daha farklı bir enerjiyle gizlendiğimiz köşelerden çıkacagımız, esintili bir bahar gününü bekleriz sanki... Herkes için bir içine kapanış kendine dönüş, kendinle dönüş gibidir kış, iyi gelir..  Uzun, up uzun kış akşamlarında miss kokulu sahlep tadındadır muhabbetler de yalnızlılar da, hafif bir müzik eşliğinde uzun zamandır bitiremediğin kitabı çekip raftan satır aralarında kaybolmak için ne vazgeçilmezdir kış...


     
        Bu akşam kendime verdiğim en tatlı ödül sanırım buydu, sıcacık yuvamda mis kokulu sahlebim
ve uzun zamandır bitirilmeyi bekleyen kitabım :)