Sayfalar
Düğün
Hakkımda
- Fatma Taş / Bahreyn Photography
- İstanbul, Türkiye
1 Nisan 2012 Pazar
Çok yağmurlu günler vardır hani hiç dinmez bir türlü gökyüzünü asar oturur bütün gün, yüzünü güldüremezsin bir türlü ağlayıp rahatlamadan,bilmezsin neye üzüldüğünü, ses edemezsin, izlersin sadece kasvetine kapılıp gamlanırsın, kimseye göstermeden ağlamaklı bakışlarını bir kenara ilişir güneş açmasını ve yeniden gülümsemesini beklersin... Bugün de öyleydi, ara ara gök gürültüsü içimi ürpertip durdu, ne yastık çare olur öyle zamanlarda ne yorgan, sıgınırsın işte sadece saçma sapan, bilirsin korumaz...
Bir çocuk beliriverir böyle zamanlarda cam'a, dalgın dalgın seyreder yağan yağmurları, damlaların cam'a vurup sonra yere sıçrayışını, ahengini, rengini seyreder çocukluk, çocuklar renkleri farklı görürler ben hep böyle bilirim ve gördükleri renkleri eğer anlatabilseler eminim hayranlığımız iki misli artardı onlara... Yağmur onlara şarkılar söyler ve onlar cam önünde dalıp giderler...
Çocukların fotografa kattıkları çok masumane ve retro bir hava var, içine girdikleri şeyi daha bir anlamlandırıyor ve masumlaştırıyorlar.
Tıklayın ve bu tatlı şarkı eşlik etsin size
15 Mart 2012 Perşembe
Mutlu An'ları Fotoğraflamak...
Büşra Harun çifti beni arkadaşım vasıtası ile bulan bir çift, Yıldız parkında Öğlen saatlerinde buluştuk ve o çekime çok hasta, aldığı ilaçlarla ayakta durmayı başarabilerek gittim, hava inanılmaz kapalıydı ve neredeyse 20 gün boyunca umarım ışık güzel olur ve rahat bir çekim yaparız diye dua etmiştim ara ara büşra hanımla konuştugumuzda o da aynı şekilde dua ettiğini söylüyordu ama maalesef kapalıydı işte... :)) buluştuğumuzda damat beyin söylediği ilk söz "yalnızca yarım saatimiz var" Wuhuu bu çok hızlı bir çekim yapmak demekti... Aslında minimum 1 ile maxsimum 2 saat arası bir sürecim vardır düğün fotoğraflarında çünkü siz ne kadar profesyonel olursanız olun fotografın kalitesi modellerle de doğrudan ilişkilidir ve zaten ilk yarım saat çiftler gergin oldukları için çok iyi fotoğraflar ilk yarım saatten sonra çıkar... Hemen çekime başladık oldukça hızlı bir çekim yapmam gerekti itiraf edeyim kendimi atom karınca gibi hissettim :)) o gün büşra hanımcığım oldukça pozitif ve fotoğraf çekinmeye odaklı olmasına ragmen damat bey adapte olmakta epey güçlük çekti ama çekimin ortalarına doğru onu da gülümsetebildik, ve finalde saatime baktım 50 dk'da çekim bitmişti... Bana verilen süreyi biraz aşmıştım ama neyse o kadar da olur.
Düğün günleri çiftler için gergin ve stresli geçen bir gün maalesef, bazen aksilikler ve gecikmelerde işin içine girerse daha da zorlaşıyor ama birbirine sevgiyle bakan gözleri yakalamak ve ne kadar stresli olurlarsa olsunlar o günü Aşıkın Maşukuna kavuşması düsturundan şaşmadan yaşayan
ve mutlulukları gözlerinden okunan insanların özel günlerini fotoğraflamayı seviyorum...
Düğün günleri çiftler için gergin ve stresli geçen bir gün maalesef, bazen aksilikler ve gecikmelerde işin içine girerse daha da zorlaşıyor ama birbirine sevgiyle bakan gözleri yakalamak ve ne kadar stresli olurlarsa olsunlar o günü Aşıkın Maşukuna kavuşması düsturundan şaşmadan yaşayan
ve mutlulukları gözlerinden okunan insanların özel günlerini fotoğraflamayı seviyorum...
![]() |
14 Mart 2012 Çarşamba
Hayat geçer gider...
Sen uzaklara bakarken öylece akıp gider hayat neden'i niçin'i yoktur ki;
gelişi güzel bildiği gibi biraz da senin tercihlerinden ilham alıp devam eder kafasına göre,
Aramaızda kalsın ama içini doldurmak, anlam katmak senin elinde zırvaları da külliyen yalandır aslında
:) çünkü sen anlam katmaya çalıştıkça daha da yalanlaşır, kendi yürüyüşünü bile unutuverirsin zamanla...
Bir köşe başında dinlenesin gelir hayatın, ellerini başının arasına alıp düşünürsün, biri gelir az ilerden kalk biraz da ben düşüneyim diye rahatsız eder seni, düşünemezsin bile anlayacagın... Bir şarkı tutturursun alabildiğince huzurlu, izlersin önünden akan hayatları, oturup uzaktan bakmak en güzelidir hayata, kimsesiz kuytu bir köşe bulup sakince izlemek... Ne kadar içindeysen ve ne kadar benim dersen o kadar uzaklaşır sana... Hayat hiç senin olmaz aslında...
gelişi güzel bildiği gibi biraz da senin tercihlerinden ilham alıp devam eder kafasına göre,
Aramaızda kalsın ama içini doldurmak, anlam katmak senin elinde zırvaları da külliyen yalandır aslında
:) çünkü sen anlam katmaya çalıştıkça daha da yalanlaşır, kendi yürüyüşünü bile unutuverirsin zamanla...
Bir köşe başında dinlenesin gelir hayatın, ellerini başının arasına alıp düşünürsün, biri gelir az ilerden kalk biraz da ben düşüneyim diye rahatsız eder seni, düşünemezsin bile anlayacagın... Bir şarkı tutturursun alabildiğince huzurlu, izlersin önünden akan hayatları, oturup uzaktan bakmak en güzelidir hayata, kimsesiz kuytu bir köşe bulup sakince izlemek... Ne kadar içindeysen ve ne kadar benim dersen o kadar uzaklaşır sana... Hayat hiç senin olmaz aslında...
9 Mart 2012 Cuma
Fotoğraf hikayem...
Ben küçüktüm, ellerim yumuk yumuktu daha, sevdiğim meyvelerin tadı damagımda, neden bilmiyorum tulumba tatlısının bile daha bir başka tadı vardı... Uçurtmalar uçurur portakal bahçelerinde piknik yapardık... portakal kokardı o zamanlar dünyam...
Birgün annem, ablamla benim elimden tuttu ve çıktık evden usulca yürüdük sokaklardan, caddede adını bilmediğim eski bir dükkana girdik, annemin tatlı sesleri hala kulağımda, Üzerimizde annemin diktiği elbiseler, ablamın elinden tutup yan odaya geçtim, en az hayallerim kadar renkli cıvıl cıvıl kırmızı bir fonun önünde durup neler oldugunu anlamaya çalıştım sadece, adını bile bilmediğim bir makinaya doğru bakmamı istedi fotoğrafçı amca, baktım bende dimdik durup omuzlarımı kaldırdım, hiç kırpmadım gözlerimi aynen amcanın dediği gibi...
O an yüzümde patlayan ışıkla fotoğrafa aydınlandı dünyam... Küçüklüğümün yegane fotoğrafını hep sakladım, ellerimdeki fotoğraf kağıdına sadece bir an'ı hapsedilmiş çocukluğumu hayranlıkla seyrettim...
Birgün annem, ablamla benim elimden tuttu ve çıktık evden usulca yürüdük sokaklardan, caddede adını bilmediğim eski bir dükkana girdik, annemin tatlı sesleri hala kulağımda, Üzerimizde annemin diktiği elbiseler, ablamın elinden tutup yan odaya geçtim, en az hayallerim kadar renkli cıvıl cıvıl kırmızı bir fonun önünde durup neler oldugunu anlamaya çalıştım sadece, adını bile bilmediğim bir makinaya doğru bakmamı istedi fotoğrafçı amca, baktım bende dimdik durup omuzlarımı kaldırdım, hiç kırpmadım gözlerimi aynen amcanın dediği gibi...
O an yüzümde patlayan ışıkla fotoğrafa aydınlandı dünyam... Küçüklüğümün yegane fotoğrafını hep sakladım, ellerimdeki fotoğraf kağıdına sadece bir an'ı hapsedilmiş çocukluğumu hayranlıkla seyrettim...
28 Şubat 2012 Salı
Mesih Paşa camii
Fotoğrafsız günleri sevemiyorum, genelde ışığın olmadıgı günler oluyor, ışık olmayınca hemen bitsin gitsin istiyorum o gün, ama ışık güzelse hiç bitmesin istiyorum geç saatlere kadar fotoğraflıyorum, üşüsemde, sıcaktan bayılsamda yeter ki ışık olsun azıcık bile olsa ışık...
Lütfen hemen yaz gelsin havalar ısınsın ve bol ışıklı günler görelim...
Fotoğraflı günlerimden birinde çekmiştim mimar sinanın enfes eserlerinden biri küçük bir camii ama kesinlikle fotograflanması gereken bir eser Mesih Paşa camiinden bahsediyorum, ilk kare kadınlar bölümünden,
İşte o güzel pencereler ve zemindeki kırmızı halı
Camiinin iç mekan pencere önü detayları
Dış mekan kapılar pencereler özel ilgi alanım bulmuşken kaçırmamak lazım
Ve tatlı misafirlerim abla fotoğraf mı çekiyorsun bizi de çeker misin?
Çocukluk başka birşey hepsine teşekkür ederim buradan :)
25 Şubat 2012 Cumartesi
Fotoğraf hikayem...
Yok ki bir sesi, bir notası içimdeki şarkının, öyle içimden geldiği gibi, seni sevmek gibi...
Kokusunu duyuyorum seni terkettiğim gecenin, ellerimde kırılgan çocukluğum, o kapıdan son kez çıkıp gidişimin tıkırtıları var hala kulaklarımda... Soluğum yetmiyor bana, bu hüzünlü şarkıyı söylemeyeyim artık ne olur, içine düştüğüm kuyuda ışığı görebilmeyi düşünmüyorum inan hiç, senin olmadığın bir aydınlığım hiç olmayacak bunu da biliyorum, olmayacagını bile bile çıkıp gittim o kapıdan çaresiz, tükenmişliğime bir nefes ara verebileyim diye çıkıp gittim o kapıdan inan bana, merdivenlerini indim hemde ikişer, üçer, hemde koşar adım çıkıp gittim o kapıdan sırf daha hızlı bitip gitsin diye, sevdiğini bile bile, ardımdan bakarken parçalandığını hissede hissede...
Küstüm kendime ve herşeye, senin göremediğin bir yüzle bakamadım bir daha aynalara, hangi kıvılcımın parmak ucundasın bilmiyorum, gözlerine başka gözler değdi mi? gönlümü kavuran gidşim miydi yoksa yenik düşüşün mü kendi gönlüne bile...
Yok ki bir sesi, ben seni terkettiğimin sesini dillendiriyorum sadece, nağmeleri içimi deliyor, içim deliriyor olmayan notaları kemirdikçe mızrabım, ben her dokunuşta sana dönüşümü seyrediyorum,
senden gidemeyişlerimi seyrediyorum...
2 Şubat 2012 Perşembe
Sıcacık keyifler...
Kışın sıcacıktır hayaller herkes sıcacık bir yerde olamasada, bazıları sıcacık bir yuva bulduğu halde bunasada sıcacıktır, kimse soğuk hayaller kurmaz ki kışın; soba arkası, çıtır çıtır, sıcacık, mis kokulu simitler... sıcacık tavşan kanı çaylar... herşey sıcacıktır.. Havanın renginden mi kasvetinden mi bilinmez herkes kendini kabuğuna çeker, öylece seyreder dış dünyayı yada bazen onu bile yapmak istemez...
Bahar gelince taptaze yeniden canlanmak için, geçen yıllardan daha farklı bir enerjiyle gizlendiğimiz köşelerden çıkacagımız, esintili bir bahar gününü bekleriz sanki... Herkes için bir içine kapanış kendine dönüş, kendinle dönüş gibidir kış, iyi gelir.. Uzun, up uzun kış akşamlarında miss kokulu sahlep tadındadır muhabbetler de yalnızlılar da, hafif bir müzik eşliğinde uzun zamandır bitiremediğin kitabı çekip raftan satır aralarında kaybolmak için ne vazgeçilmezdir kış...
Bu akşam kendime verdiğim en tatlı ödül sanırım buydu, sıcacık yuvamda mis kokulu sahlebim
ve uzun zamandır bitirilmeyi bekleyen kitabım :)
Bahar gelince taptaze yeniden canlanmak için, geçen yıllardan daha farklı bir enerjiyle gizlendiğimiz köşelerden çıkacagımız, esintili bir bahar gününü bekleriz sanki... Herkes için bir içine kapanış kendine dönüş, kendinle dönüş gibidir kış, iyi gelir.. Uzun, up uzun kış akşamlarında miss kokulu sahlep tadındadır muhabbetler de yalnızlılar da, hafif bir müzik eşliğinde uzun zamandır bitiremediğin kitabı çekip raftan satır aralarında kaybolmak için ne vazgeçilmezdir kış...
Bu akşam kendime verdiğim en tatlı ödül sanırım buydu, sıcacık yuvamda mis kokulu sahlebim
ve uzun zamandır bitirilmeyi bekleyen kitabım :)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)













